19 Eylül 2011 Pazartesi

NASA'da çalışan Türk Mühendis benim


Yok la(lan demio, la dio la) NASA’da falan çalışmıyorum tabi ki. Alalade bir gencim ben. Üniversite okumuş, üniversite bitirmiş ve henüz öğrencilik modundan çıkamamış her türk genci gibi sıkıntılarım.

İş arama sıkıntıları, yüksek lisans mı yapsam düşünceleri, yeterli olmayan ingilizce seviyeleri, yurtdışına mı gitsem kaçışları, askerlik bana yarar bakış açısı(erkekler için tabi), iş ilanlarının hem yeni mezun hem de iki yıl iş tecrübeli çalışan arayışları, bunların yanına duygusal sıkıntılar, psikolojik baskılar, mahalledeki 'bu çocukda boşuna okudu' bakışları. Şu an mezun olanların bir çoğu bu sıkıntılardan, düşüncelerden en az birine sahiptir diye düşünüyorum. Yanılmıyorum değil mi ?


Kimimiz akademik kariyer hayalinde, kimimiz iş hayatına atılsamda kendi paramı kazanmaya başlasam hayalinde, kimimiz askere gidip gelsemde artık evlensem hayalinde, herkes birşeyler peşinde.

Ben ise hayalleri bir kenara bıraktım, ne yapacağımı düşünmelerdeyim. Bir yola giricez zamanla orası kesin, ama hala kesin bir tarih yok önümde. Evinde oturup ne olacak diye düşününen gençler arasında bu durumu iyice içinden çıkılmaz bir hale sokmuş olupta bunalıma girenler yok mu, var tabi ki. Okuldan sonra hayata oryantasyon çalışmaları yapmalı üniversiteler, belediyeler vs.(Herşeyi devletten bekleyen bakış açısı).

Ben farklılık gösterip, bu gençler arasından sıyrılarak çok önemli adımlar atmam  ve hayallerimin peşinden gitmem gereken şu dönemde, tüm hayallerimi bir kenara atıp(sanki bir sürü hayalim varmış gibi), sadece zorunluluklarımı aradan çıkarma yoluna kaçıyorum.

Yaklaşık bir yıl önce inci sözlükte gün gün hikaye yazan bir sözlük yazarı (yanlış hatırlamıyorsam ertan olmalı) NBA’de basketbolcu olamayışını anlatırken, bir sporcuda bulunması gereken en önemli 3-5 özellikten biri olan psikolojik dayanıklılığının olmadığından hayalleri bir kenara bırakıp, antrönörlüğe yöneliyordu. Hikayenin devamını okumadım, bu konuda ki benzerlikten ötürü hikaye çekiciğini kaybetmiş olmalı benim için. Neyse fazla uzatmayayım..

Şimdi arkamda kalan(bilmem kaçıncı sapak giremediğim) hayallerim tabelasını geçtikten hemen sonra, ilerde bir tane daha gelecek ve ben ona sapabilecek miyim onun merakındayım. Bu konuda kendime pek inancım kalmadı da neyse..

Yüzyılların en önemli felsefelerinden olan “düşünüyorum o halde varım” önermesini bu makalemde çürüttükten sonra (ha burada değildi dimi o..) , “üretiyorum o halde varım”  önermesine binaen, şu aralar yok olduğumun kanıtını yapıyorum gördüğünüz gibi. Şu an yaptığım şey üretmek midir tartışmaya açık olduğundan, deneme yazmaya başladım bende. On sayfa kadar olmasını planladığım ROMAN neredeyse tamamen psikolojik bir deneme olacak. Bu da yokum ama var gibiyim hatta yokum ama var olucam haykırışı olsun.

İç Karışıklıklar’da kısa bir aradan sonra tekrar beraber olacağız.

Esen kalın..

201109151843

4 yorum:

  1. öncelikle çok güzel bir yazı olmuş.ağzına eline sağlık.bu yazı yeni mezun ruh halini mükemmel betimlemiş.verdiğin örnekler sağlam.hee bi de survivor ertan'ın nba macerası unutulmaz.adam dwayne wade'e posta koymadığı mı kalıyodu :D
    konuya dönersek,bunca sene okul,dersane,dersanelerin çocukları yarış atı gibi koşturması.finiş çizgisini mezuniyet varsaydırdı bize.halbuki mezuniyet start oluyordu hayatta.
    öyle pis gazlandık ki bu zamana kadar,mezun olunca hepimiz genç yetenekli CEO! adayı olduğumuzu zannettik.fakat mezuniyet sonrası hayata atılınca,bunun için mi yırtındım lan ben senelerce diye içsesimiz haykırdı.sabah 9 aksam 5(veya 6) çalışmak,sırasıyla evlilik çocuk gibi bir yola girmek ürküttü bizim akranlarımızı.
    Halbuki biz hep en tepeye oynayıp,en iyi şirketlerde çalışmayı hayal etmiştik(hayal ettirilmiştik).ne olursa olsun (ceo olamasak da)
    bunca yıllık zahmetin mükafatı illa ki olacaktır.şuanda yapmak gereken tek şey.oluruna bırakmak.kimisi askerliği,kimisi iş hayatını seçiyor.biri diğerinden iyi ya da kötü diye birşey yok.
    Kişisel olarak sana (unknownpersonx)-seni tanıyorum az çok- tavsiyem kesinlikle ümitsizliğe düşme.Sen belki farkında değilsin ama hakikaten çoğu insanın olmak istediği yerdesin.bakma sen mahalledeki "bu çocuk da boşuna okudu" bakışı atanlara.emin ol hepsi senin yerinde olmak istiyorlar...kapanışı özlü bir sözle yapayım. Only God can judge us ;)

    YanıtlaSil
  2. buraya copy past yapmayıpda samimi bir şekilde birşeyler yazdığın için (şu an gözlerimdeki yaşı belli etmemeye çalışıyorum)çok müteşekkirim.

    Metin OL.Sağ OL, Var OL.

    YanıtlaSil