Hani Amerikan filmlerinde olur ya,
Fonda hafif bir longue müzik çalmakta, lüks bir otelin barında tek başına oturmaktadır. Otuzlu yaşlarında, saçları jöleli, karizmatik bir kişiliktir. Görev icabı zengin bir iş adamı rolüne bürünmüş, teşkilatın ona verdiği 2 bin dolarlık takım elbiseyi giymiştir. Akşam saatleri, yemeğini yiyen otel sakinleri yavaş yavaş barı doldurmaktadır o sırada. Bayanların gözünden kaçmayacak kadar yakışıklı olmasına rağmen ikiz hayat yaşamayı istemediğinden bekar hayatı sürmeye devam etmektedir.

Yarım saat içinde uçağı havalanacağından, apartmanın otoparkında bekleyen motosiklete atlar ve yola koyulur. Yeni bir görev fısıldanır kulağına, uçağın rotası Moskova olarak güncellenir.
Amerikan halkının güvenliği tehdit eden bir kişi daha imha edilmiş, devletin güvenliği sağlanmıştır. Milyonlarca kişinin hayatını kurtarmak için bir kişinin günahına girmeyi kabullenmiş ve bu işin piri olmuştur. Vatan aşkı için her şeyi göze almış ve kendi hayatından vazgeçmiştir. Bir çok şehirde kiraladığı bir çok apartman dairesi vardır ama bir evi yoktur. Sorun etmez, sadece işini düşünür.
İşte böyle olsaydı hayatım, böyle geçseydi günlerim,
Her şey çok daha farklı olabilirdi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder