Yarım saat boyunca aralıksız yağan yağmur sebebiyle mahsur kaldığım köy pastanesinde başlıyor hikaye. Kapının önündeki tentenin altında sigaramı içerken bardaktan boşalırcasına yağmaya devam ediyor yağmur. Öyle böyle yağmak değil bu sefer, gök delinmiş sanki. Yere düşen her damla o hızla yerden zıylayıp yüzüme gözüme çarpıyor. Hiçbir yere gidememenin verdiği sinirle bir nefes daha alıyorum sigaramdan. Uzaklara dalmış gözüm görmesede, üzerimdeki tenteden gelen sesler doluya dönen yağmurun habercisi. Sanki taş atıyorlar yukarıdan, dan-dun sesler geliyor.